16 04 2013

Kutlu Doğum Haftası..

Hürriyet'de bir haber okudum bu konuda; paylaşmak istedim.

Bu yazıda sevmediğim ve görüşlerine genellikle sıcak bakmadığım kişiler de var ama bir insanı sevmesen de bazı şeyleri doğru söylüyorsa kabul etmek gerekiyor. Düşmanınız siyaha siyah derse itiraz edebilir misiniz :)

Ve lütfen şu unutulmasın!

Tabiki peygamberimiz, bizim canımız, ciğerimiz. Onu anne ve babamızdan daha fazla seviyoruz; zaten öyle sevmesek gerçek anlamda iman etmiş sayılmayız (hadis) ama tarihte toplumlar hep sevgilerini aşırıya götürdükler, hatta  kişiye tapma noktasına kadar götürdükleri için yanlış yola düştüler.

Peygamberimiz, bir kez bile doğum gününü sahabelerin kutlamasına izin vermiş midir?

Bir düşünün lütfen, neden acaba izin vermemiştir?

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

KUTLU DOĞUM HAFTASI KİMİN DOĞUM GÜNÜ?

Bu kutlu doğum haftasının uydurma olduğu konusunda ciddi şüphelerim, FARKLI BİR AMACI OLDUĞU hakkında da kaygılarım vardı.
Kutlu Doğum Haftası, nüfusunun çoğunluğu müslüman olan başka bir ülkede kutlanıyor mu?
HAYIR !

Ama daha önemlisi; MEVLİT KANDiLi, Peygamberimizin doğum günü ve bu nedenle kutlanmakta değil midir? O da hicri takvime gore her yıl on gün önce gelmez mi? Örneğin Mevlit Kandili 19 Mart 2008 gecesi kutlanmışken, 23 Nisan haftasını Kutlu Doğum Haftası ilan etmenin anlamı nedir?

Dolayısı ile mevlit kandili kutlu doğum haftasının içerisindeki bir gün olması gerekmez mi? Yahut da kandili kutlu doğum haftasında kutlamak doğru olmaz mı? Ve yıl içinde miladi takvime göre onar günlük harekete göre gezinmesi gerekmez mi?

Peygamberin miladi takvime göre 17 veya 28 Mart da doğduguna ilişkin ciddi çalışmalar var. Diğer müslüman ülkelerde kandiller de kutlanmıyor. Öyleyse bu neyin nesidir? Dini bir vecibe midir?
HAYIR! HAYIR! HAYIR!

O zaman bu hafta neyin haftası kardeşim? Bize neyi kutlatıyorlar? Biz aklı fikri olmayan yaratıklar olarak mi görülüyoruz? Haydi birlikte düşünelim.


Acaba bu kutlu doğum haftasında ulusca bir başka şahsın doğum gününü mü kutluyoruz?
Bir tarikat veya cemaat liderinin, doğum günü haftası kutlanıyor olabilir mi? Böyle bir şey gerçek olabilir mi?
 
Fethullah Gülen '27 Nisan' doğumluymuş!

Yani kutlu doğum haftası diye Fethullah efendinin doğum günü haftası kutlanıyor olabilir mi?

(fethullah gülenin doğumu 27 Nisan 1941, Erzurum ili, Hasankale (Pasinler) ilçesi, Korucuk köyü Bakınız Wikipedia)

Şimdi daha açıklayıcı bir KAYNAK'la devam edelim:

Hakan Şükür Kimin Doğum Gününü Kutladı
Mayıs 10, 2008

Hakan Şükür’ün derbi için “Kutlu Doğum Haftası’na yakışan bir maç olsun” dileğinde bulunduğu maç oynandığı gün Kutlu doğum Haftası sona ermişti. Peki Şükür kimin doğum gününü kutladı?

LAİK BİR FUTBOLCUYUM
Fenerbahçe derbisi öncesi Galatasaraylı futbolcu Hakan Şükür’ün yaptığı “Kutlu Doğum Haftası’na yakışan bir derbi olsun” açıklaması büyük polemiğe yol açtı. Laikliğe aykırı davranmakla suçlanan Şükür, kendisini “Atatürk ilkelerine bağlı, laikliği yaşam tarzı olarak benimsemiş bir sporcuyum” sözleriyle savundu.

KUTLU DOĞUM’UN AYRICALIĞI
Şükür’ün bu sözleri öteden beri süren “Kutlu Doğum Haftası” tartışmalarını tekrar alevlendirdi. Dini bayramlar ve önemli dini günlerin Hicri Takvime göre kutlanmasına rağmen Kutlu Doğum Haftası, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kararıyla Miladi Takvim’e göre düzenlendi. Müslümanların yaşadığı diğer ülkerlerde olmayan bu uygulamayı, bizim diyanet işleri hangi sıfatla değiştirebilir?

HER YIL FARKLI TARİH DE KUTLANMALI
Hazreti Muhammed'in(SAV) doğum gününün kutlandığı bu haftanın Miladi takvime göre her yıl farklı bir tarihte kutlanması gerekiyor. Çünkü Hicri Takvim, Miladi Takvim'den 11 gün kısa.
Bu tartışma halk arasında olduğu kadar din adamları arasında da uzun süredir tartışılıyor.




ÖZTÜRK: ARKA PLANINDA NE VARDIR BİLEMEM
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, 1989 yılından itibaren her yıl Nisan ayında kutlanan Kutlu Doğum Haftası’nin Miladi takvime göre düzenlenmesine karşın, diğer tüm dini bayramlar, kutsal gün ve ayların Hicri takvime göre belirlenmesindeki çelişkili durumu hurriyet.com.tr’ye değerlendirdi. Öztürk, “Kutlu Doğum Haftası için Nisan ayı seçiminin arka planında neler olduğunu bilemem” dedikten sonra şu açıklamayı yaptı:

DİYANET TUTARLI OLMALI
“Biri öyle biri böyle kutlanır mı? Ramazan, Kurban Bayramları’nı Hicri takvime göre kutlayacaksınız, Kutlu Doğum Haftası’nı ise Miladi… Bu bir seçim. Diyanet öyle seçmiş… Ancak, bir tercih yapacaksan. Yani Miladi takvimi uygun görüyorum diyeceksen; o zaman bütününü Miladi takvime göre kutlayacaksın. Ramazan örneğin, Diyanet bir karar alsın Ramazan’ı, Kurban’ı da tıpkı Kutlu Doğum Haftası Miladi takvime göre belirlesin. Bizler de ona göre bu dini günlerimizi, aylarımızı yaşayalım. Bunların şu takvime bu takvime göre belirlenmesi… Böyle şey olur mu? Birini öyle kutlayacaksın, birini böyle… Fakat anlayabildimiz kadar, durum şudur; öyle yaparsa öyle olur!

Bu tür uygulamaların bir dayanağı yok. Diyanet Miladi takvime niye bağlamış? Onu ben bilemem. Tamamen bir tercih meselesi. Diyanet öyle tercih etmiş! Diyanet’in bu kararının arka planında neler var bilmiyorum… Tercih meselesi. Diyanet’in hikmetinden sual olunmaz… Ama ben bir normal vatandaş olarak söylüyorum, bugüne kadar Diyanet’in bir hikmetini göremedim!”

DİYANET: ÖZEL BİR SEBEBİ YOK

Diyanet İşleri Başkanlığı yetkilileri, Kutlu Doğum Haftası’nın diğer dini gün ve bayramların aksine, miladi takvime göre kutlanmasının nedeninin sadece her yıl bu tarihi sabitlemek olduğunu belirtiyor.

‘Biz bu haftayı her yıl 20 Nisan’da yapmayı planladık. Çünkü, ülkemizde diğer özel haftalarda olduğu gibi, bu ithaf edilen doğum haftasında da bilinçli etkinliklerle, Peygamberimizin daha iyi tanınmasını, daha çok sevilmesini hedefledik. Tarihin bu döneme denk getirilmesinin özel bir sebebi yok. Sade, bunu Hicri Takvime göre yapsaydık her yıl bu dönem yer değiştirecek ve geriye doğru kayacaktı. Sabitleme imkanı olmayacaktı. Ancak bu durum Kandiller için söz konusu değil. Çünkü onları İslam alemi ile birlikte kutlamak gerekiyor.’

Diyanet’in bu açıklamasına rağmen yine de ortada bir çelişki bulunuyor. Çünkü daha önceki yıllarda 21 Nisan’da başlayan ve 27 Nisan’da sona eren bu hafta Hurriyet.com.tr’ye yaptıkları açıklamada farklı. Diyanet, Kutlu Doğum Haftası’nın bu yılki kutlama tarihlerini 20-26 Nisan olarak duyurdu.

KUTLU DOĞUM HAFTASI YALAN

Diyanet İşleri eski Başkanları’ndan, Vatan Gazetesi yazarı Prof. Dr. Süleyman Ateş de “Dini günler sabitlenemez” başlıklı bugünkü köşe yazısında Kutlu Doğum Haftası’nın Miladi takvime göre kutlanma çelişkisine değindi. Ateş, özetle “Kutlu Doğum veya Mevlit Kandili gibi kutlamalar uydurmadır, bid’attır (Dinde yeri olmayan şeylere inanmak)” dedi. İşte Süleyman Ateş’in yazısı:

KUR’AN’DA SABİTLENMİŞ
“Ramazan ayı, Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı günleri Kur’ân ile sabittir (Bakara: 185-197-203, Fecr: 1-2). Kur'ân'la belirlenmiş olan bu günleri kimse değiştiremez. Ama Kutlu Doğum veya Mevlit Kandili gibi kutlamalar uydurmadır, bidattır. Bunlara dini gün demek de aslında doğru değildir. Bir şeyin dini olması için ya Kur'ân'da veya Peygamber sünnetinde belirlenmiş olması gerekir. Bu kutlamaların ne Kur’ân’da ne de sünnette yeri vardır. Peygamberimiz dine sokulan uydurmaların sapıklık olduğunu söylemiştir. Eskilerden kalma Mevlit Kandili kutlamaları Hicri takvime göre yapılırdı. Bu da Rebiülevvel ayının 12. gecesidir. O zaten yapılıyor ama bir de Diyanet İşleri Başkanlığı, takriben 20 yıldan beri “Kutlu Doğum Haftası” diye bir hafta ihdas etti. Hz. Peygamber’in Miladi takvime göre doğumu 21 Nisan’a rastladığı için 21 Nisan’dan itibaren bir hafta, “Kutlu Doğum Haftası” ilan edildi ve böyle yapılıyordu.

Bu yıl ise hafta biraz daha öne çekilip 15 Nisan'da başlatıldı. Bir kandil, ikiye çıkarıldı. Tabii bu hafta içinde çeşitli kimselere konuşmalar yaptırılıyor. Bu konuşmalardan kimini gazetelerde okuyunca hayretler içinde kalıyoruz doğrusu.”


 Hürriyet

----------------------------------------------------------------------------------

 

Konu ile ilgili teknik bir yazı daha eklemek istiyorum:

 

BİR MİLLETİN UYUŞTURULDUĞU ANLAR



Bilindiği gibi ülkemizde son yıllarda nisan ayının son haftalarında „Kutlu Doğum Haftası" adıyla Hz. Peygamberin doğumu kutlanmaktadır. Özellikle son bir kaç yıldır "Kutlu Doğum Haftası" giderek artan bir organizasyon ve katılımla 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'na alternatif bir kutlama olarak tüm toplum katmanlarına yayılmıştır. Diyanet İşleri Başkanlığı Kutlu Doğum Haftası'nın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramına alternatif bir kutlama olmadığını vurgulamak ve bu gibi değerlendirmelere yol açmaması nedeniyle 2008 yılından itibaren 14-20 Nisan tarihleri arasında yapılacağını açıklamıştı.


Diyanet İşleri Başkanlığı´ndan konuyla ilgili yapılan açıklama şöyle:

"Asırlardır Müslümanlar, yüce yaratıcının son mesajını insanlara duyurmak, öğretmek ve mesajın içerdiği konularda insanlara örneklik etmekle görevlendirilen Hz. Peygamber´in hayatını araştırmaya ve öğrenmeye büyük önem vermişler, bu amaçla O´nun doğumunu, miracını ve irtihalini anlatan şiirler, naatlar, mersiyeler kaleme almışlar ve ciltler dolusu kitaplar yazmışlardır. 1989 yılına kadar ülkemizde Hz. Peygamber´in doğumu, Kameri Takvime göre Rebi´ül Evvel ayının 12. gecesinde camilerde mevlit, Cuma günü de hutbe okunarak ve vaazlarda konu halkımıza anlatılarak Mevlid Kandili adı altında kutlanmıştır. Yüce dinimiz İslam´ın inanç, ibadet ve ahlak prensipleri konusunda halkımızı doğru/sahih bilgilendirmeyi, manevi ve ahlaki değerlere bağlılığı arttırmayı amaçlayan... Hz. Peygamber´i bütün yönleriyle daha iyi tanımayı, tanıtmayı, anlayıp anlatmayı, insanlığın huzur ve mutluluğu için yaptığı çağrıyı güncelleştirilerek hayatımıza yansıtmayı, güzel ahlakını davranışlarımızın mihveri ve rehberi yapmayı, toplumda peygamber sevgisini yaymayı, birlik, beraberlik, kardeşlik, sevgi, saygı ve yardımlaşma duygusunu güçlendirmeyi, bu vesile ile toplumu din konusunda aydınlatmayı, İslam´ın mesajını... bilimsel ve anlaşılabilir bir üslup ile ulaştırmayı hedef olarak belirlemiştir. Hazret-i Peygamber´i ve O´nun insanlığa takdim ettiği değerleri, İslam´ın aydınlık bilgisini/mesajını doğru ve sahih bilgiler ışığında, seçkin, güvenilir ve alanında ehil şahsiyetlerin katkılarıyla vatandaşlarımıza daha etkili ve yaygın bir şekilde anlatmak/tanıtmak amacıyla, ilk defa Başkanlık ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından 1989 yılında Kameri Takvim, 1994 yılından itibaren de, Peygamberimizin Miladi doğum günü olan 20 Nisan tarihi esas alınarak Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri yapılmaya başlanmıştır... Bu haftanın önceki yıllarda 20-26, 16-22 Nisan gibi tarihlerde yapılmasının, Milli Bayramımız olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı´na alternatif kutlama olarak gösterilmesi gibi hiç de doğru olmayan bazı değerlendirmelere yol açması veya böyle algılanmayı besleyen bazı tedahüllerin bulunduğunun görülmesi üzerine, Başkanlığımızca etkinliklerin il ve ilçelerde mülki amirlerin onayı dahilinde, müftülerin başkanlık ettiği komitelerin yönetiminde ve Başkanlığın ilgili genelgelerine uygun olarak 14-20 Nisan tarihleri arasında yapılması ve bu tarihlerin dışına taşınmaması karar altına alınmıştır." (http://www.tumgazeteler.com/?a=2678935)

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yukarıda ki açıklamasından yola çıkarak Hz. Peygamberimizin (s.a.v) doğumunu ve hayatını araştırmayı kendimce önemli gördüm ve uzmanlık alanım olmamasına rağmen konu üzerinde biraz olsun beyin hücrelerimi çalıştırmaya karar kıldım. Zira, İslam dini şeyhler veya din adamları sınıfı sultasında olmayıp Diyanet İşleri Başkanlığı'nın da söylediği gibi "yüce dinimiz İslam´ın inanç, ibadet ve ahlak prensipleri konusunda halkımızı doğru/sahih bilgilendirmeyi" bilim adına, kendi prensiplerim ve mensubu olduğum Türk milleti adına bir borç olarak görüyorum.

Ve gene Diyanet İşleri Başkanlığı'nın söylediği gibi buradan konunun uzmanlarına "İslam´ın mesajını, Peygamber´imizi merkeze alarak, yediden yetmişe toplumun her kesimine bilimsel ve anlaşılabilir bir üslup ile ulaştırmayı" kendilerine hedef olarak belirlemelerini öneriyorum. Ve gene aynı başkanlığın söylemini özümseyerek "İslam´ın aydınlık bilgisini/mesajını doğru ve sahih bilgiler ışığında" insanlara anlatmak amacıyla konuya deginmiş bulunuyor, Diyanet İşleri Başkanlığının icraatlarının ise söylemlerinin tam aksine olduğunu şaşkınlıkla izliyorum.

Konumuz, Hz. Muhammed'in doğum günü kutlaması olduğu için, elbette önce kaynaklara göre Hz. Peygamberin ne zaman doğduğunu öğrenmemiz gerekiyor. Edindiğim bilgilere göre İslam dininin peygamberi olan Muhammed bin Abdullah'ın (s.a.v) doğum gecesi aynı zamanda Hicrî Rebiul-evvel ayının onikinci gecesidir. Halk arasında Mevlit kandili (ya da Veladet Kandili veya Mevli en-Nebi) olarak da bilinir. İslam'ın ilk klasik dönemlerinde (Asr-ı Saadet ve Dört Halife Dönemi) kandil kutlamaları uygulamada yer almadığı için geçmişi de pek eskiye dayanmaz.

Kaynaklara göre Mevlid, "doğum zamanı" demektir. İslam'da Muhammed'in doğum günü farklı mezheplerde farklı zamanlarda kutlanır. Sünnilerde Rebiul-evvel ayının 11.sinden 12.sine bağlayan gece, Şiiler 17. günü Mevlid günü ve 17'ye dönen geceyi de Mevlid Gecesi olarak adlandırırlar. Bu iki tarih arasındaki haftayı da Vahdet Haftası ilan etmişlerdir. Yukarıda da belirttiğim gibi esas itibarıyla kandil geceleri İslam'ın ilk zamanlarında var olan bir adet değildi. Kandil geceleri çok sonradan, takriben hicri 3. asırdan itibaren kutlanmaya başlanmıştır. Türkiye'de Osmanlı Devleti padişahı II. Selim'den itibaren de bu kutlama gün ve gecelerinde, minarelerde kandil yakılmasıyla birlikte kandil adını aldığı söylenmektedir.

Pekâlâ, Hz. Peygamberin doğum günü olan 12nci Rebi ül evvel (Sünnilerde) veya 17nci Rebi ül evvel (Şiilerde) miladi takvim olarak hangi zamanlara denk gelmektedir? Bu konuda gene yukarıda Diyanet İşleri Başkanlığı'nın açıklamasında geçen bölüme bir daha göz atalım: "...ilk defa Başkanlık ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından 1989 yılında Kameri Takvim, 1994 yılından itibaren de, Peygamberimizin Miladi doğum günü olan 20 Nisan tarihi esas alınarak Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri yapılmaya başlanmıştır." Pekâlâ, 1994 yılında miladi takvime göre 12 Rebi ül evvel gerçekten de 20 Nisana mı tekabül ediyor? İyi ki internet çağında bilgiye çok çabuk ve kolay bir şekilde ulaşma imkânı olan bir çağda yaşıyoruz ki bu konuda yapmış olduğum kısa bir çalışmadan sonra 1900-2015 yılları arasında Mevlid kandili Rebi ül evvel'in hangi miladi tarihlere tekabül ettiğini gösteren bir tablo buldum .(http://www.nkfu.com/mevlid-kandili-tarihleri-1900-2015-yillari/).

Bu tabloya göre 1996 (hicri takvim 1415) yılında 12 nci Rebi ül evvel 18/19 ağustos perşembe/cuma gecesine denk geliyor. Demek Diyanet İşleri Başkanlığı'nın açıklamasında ya bir yanlışlık ya da bir anlaşmazlık var. Belki yıl olarak yanlış aktarma olabilir düşüncesiyle hangi yıllarda Mevlid kandili nisanın son haftasına denk geldiğini merak ettim. Tabloya göre Rebi-ül evvel 1907 (24/25 Nisan), 1940 (19/20 Nisan), 2005 (20/21 Nisan) yıllarında nisan ayının son haftasına denk gelmiş.

Bakalım bundan sonraki yıllarda Hz. Peygamberin (s.a.v) gerçek "doğum haftası etkinlikleri" Din İşleri Başkanlığı tarafından ne zaman kutlanacak? Gerçek Mevlid kandili döneminde mi yoksa uyduruk bir tarihte mi?

Burada belirtmekte fayda vardır. İslam dininin son Peygamber'in (s.a.v) doğum gecesi, yani Mevlid kandili, öngörülen tarihlerde her yıl 10 gün geriye alınarak kutlanmakta. Fakat son yıllarda uygulananan "Kutlu Doğum Haftası" her nedense Hz. Peygamberin doğum gününde değil de, her yıl nisanin son haftasında kutlanmaktadır. Bunun nedenini ben açıklamakta zorlanıyorum. Neden nisanın son haftasında? Gerçekten 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'na alternatif bir kutlama olarak mı topluma bu şekilde lanse ediliyor, yoksa başka nedenleri de var mı? Tüm dini özel günler gibi Mevlid kandili de her yıl hicri takvime göre yaklaşık 10 gün geriye alınıyorsa "Kutlu Doğum Haftası" neden sabit tarihlerde kutlanmakta? Yoksa bu haftanın din ile bir bağlantısı yok mu?

Tarihlerden de belli olduğu gibi "Kutlu Doğum Haftası" kesinlikle Hz. Peygamberin doğmuş olduğu günlere tekabül etmemekte. Pekâlâ, bilmediğimiz başka bir nedeni olabilir mi? Toplum olarak biz din otoriterleri tarafından yanlış mı yönlendiriliyoruz? Pekâlâ, siz kendi kendinize hiç "Neden Kutlu Doğum Haftası" sabit tarihlerde olarak kutlanıyor diye sordunuz mu? Yoksa siz, sadece size söylenenlere göre mi yönlendirildiniz? Peki, bu tarihlerde doğan, bilmediğimiz hâşâ başka bir "peygamber" mi var acaba?

The Economist Dergisi 6 mart 2008 tarihinde "A farm boy on the world stage - Dünya sahnesinde bir köylü çocuğu" başlığı altında şu sözlere yer vermişti: "A 'prophet' who finds honour, and some suspicion, in his own country - Fethullah Gülen, Kendi ülkesinde şerefle ve biraz da şüpheyle karşılanan peygamber. The Economist'in bu övgü dolu yazısı ve deyimi Gülen grubu tarafından kendi sayfalarında aynen tekzip edilmeden ziyade, reklam için kullanılmakta (http://gulenlibrary.org).

Fethullah Gülen, 27 Nisan 1941'de, Erzurum ili, Hasankale (Pasinler) ilçesi, Korucuk köyünde dünyaya geldi. Şimdi anladınız mı biz bir hafta boyunca "Kutlu Doğum Haftası" münasebetiyle kimin doğum günü ve neden bu hafta her yıl nisanın son haftasında kutlandığını?


Dr. Ali Sak

--------------------------------------------------------------------------------

Ve son bir yazı daha eklemek istiyorum:

 

Kutlu Doğum Haftası ile Mevlit Kandili: Fark nedir?
Barış Ünver, 20 Nisan 2009
Kategori: Kültür, Sanat

Yıllardır şu soruyu merak ederdim: Mevlit Kandili'nde Hz. Muhammed'in doğumunu kutluyorsak, Kutlu Doğum Haftası'nın tarihleri niye farklı?

Kutlu Doğum Haftası'nın içindeyken bu soru tekrar aklıma geldi ve araştırayım dedim. Öğrendim ki;
Mevlit Kandili, Hicri takvimdeki Rebiülevvel ayının 12. gününün sabahıymış. Bir başka deyişle bu ayın 11. gününü 12. güne bağlayan gece kutlanırmış. Bu gün, bizim kullandığımız Miladi takvimde her yıl değişen karşılığına göre değişiyor haliyle. Mesela bu yıl Mevlit Kandili'ni 8 Mart 2009 tarihinde kutladık.
Kutlu Doğum Haftası ise, Miladi takvimin 571 yılındaki Hicri takvimin Rebiülevvel ayının 12. gününün kutlanmasıymış. Bu gün de Miladi takvime göre tam olarak 20 Nisan 571'e denkmiş ve Kutlu Doğum Haftası da bu günü içine alan hafta olurmuş. Örneğin bu yıl 20 Nisan 2009 tarihi pazartesiye (yani bugüne) denk geliyor ve bu günü içine alan 14-20 Nisan 2009 tarihleri, Kutlu Doğum Haftası diye kutlanıyor.

Dolayısıyla peygamberimizin doğum gününü her yıl iki kez kutlamış oluyoruz. Tabii bu hep böyle olmamış, 1989 yılında icat olmuş Kutlu Doğum Haftası.

1989 yılında bu konuda yeni bir geleneğin icat edilmesinin ardında yatan niyeti sorgulamayacağım, onu size bırakayım. Benim aklıma yatmayan şey peygamberimizin doğum gününü iki kez kutlamanın mantıksızlığı.

Aslında iki kutlama da mantıklı: Birinin doğumunu kutlamak için onun doğduğu tarihi baz almak gerekir; dolayısıyla KDH kültürü aslında doğrudur. Öte yandan Mevlit Kandili'nde de aynı şey geçerli, yine Rebiülevvel 12'yi baz alıyoruz.

Tek fark şu: Mevlit Kandili'nde Rebiülevvel 12 gününü kutlarken, KDH için Rebiülevvel 12, 571 tarihini kutluyoruz. İşin fena yanı hangisinin mantıklı olduğunu da seçmek çok zor çünkü işi mantığa oturtman için bir başka kişinin doğum gününü düşündüğümüzde -Türkiye'nin resmi takvimi Miladi takvim diye- yalnızca Miladi takvimi kullandığımızdan dolayı tarihi de kutlasak, günü de kutlasak aynı zamana denk geliyor.

Ama bu karmaşanın da bir şekilde giderilmesi lazım çünkü bunun sonu bid'ata* gider ki gitmekte de. Mevlit Kandili ve KDH arasında bir seçim yapılması lazım yani.

Peygamberimizin doğumunu 1 hafta boyunca kutlamak kulağa hoş geliyor olabilir ama bid'atların oluşması ve yayılması için her yıl 6 fazladan gün ortaya çıkmış oluyor. Gerçi zaten Mevlit Kandili'nde de duaların kesinkes kabul göreceği gibi bid'atlar mevcut ama sonuçta iki kutlama da insanlık tarafından oluşturulmuş ve iki kutlamadan birinin elenmesi gerekir.

Bu yapay özel günlerden bir tanesinin elenmesi gerektiğini yazdım diye şu anda bazı insanlar beni "İslam düşmanı" olarak yaftalayabilirler. En azından herhangi bir kızgınlık hissetmiş olmaları bile bağnazlık filtresini çalıştırdıklarını gösterir. Halbuki yaftalamadan düşünseler hoş olacak.

Gönül isterdi ki bin küsur yıllık bir bid'atı da, 20 yıllık bid'atı da elimizin tersiyle itebilelim; fakat İslam dünyasında bid'atların oluşturduğu tehlikeyi gören azınlığın insanlığı doğru yola sevk etmesi mümkün gözükmüyor. Halbuki sembollere (örn. tespih, seccade, sakal) veya sembolik şeylere (örn. mekan, tarih, olay) "tapınmanın" insanlığın eski putperest inançlarının kalıntıları olduğu bilinse zaten İslam'ın özüne çoktan dönmüş olurduk.

Dikkatinizi çekerim: "Tapınmak"tan bahsediyorum, "saygı duymak" veya "ayırt etmek" demiyorum. Yoksa elbette Sakal-ı Şerif değerlidir, elbette peygamberimizin doğum günü diğer günlerden ayrı tutulmalıdır.

Sonuç olarak diyeceğim şudur: Bid'atlardan birini beğenmemiz gerekiyorsa, en azından tüm İslam dünyası tarafından kabul gören Mevlit Kandili'ni tercih edip 20 yıllık KDH icadını henüz yolun başındayken bırakmamız en doğrusu olacaktır.

Yine de bugün 20 Nisan 2009, yani 1438 yıl önce bugün Hz. Muhammed dünyaya geldi. Kutlu olsun.

* Bid'at: Asrısaadet döneminden sonra türeyen gelenek ve eylemler. Anlamı olumsuzdur.

Ek: E. Ali Yüksel adlı arkadaşım, bu yazıya çok güzel bir yorumla katkıda bulundu bid'at konusuna benden daha iyi bir şekilde açıklık getirdi. Yorumunu yorumlar bölgesinden veya aşağıdan okuyabilirsiniz:

Bidat kısaca “dine sonradan katılan / kazandırılan vecibeler (gereklilikler) ve mevcut vecibelerde sonradan yapılan değişiklikler” demek olup dini bozabilmesi açısından hiç hoş görülmez. Çünkü Allah ve rasulü “dinde” neyi eksik bırakmış veya kusurlu yapmış ki sonrakiler yeni bir şeyler eklesin veya eksiltme ya da değişiklik yapsın?

Kandil günleri yaklaşık bin dörtyüz yıldır müslümanlarca değerli görülüp çoğunluk İslam alimlerince de dinen sakıncası belirtilmediği için ve hatta bazılarının haklarında hadisi şerifler olduğu için islamın şiarlarından olmuşlardır. Mevlid kandili de diğer kandiller gibi islamın şiarlarından olmuştur. Yine de bu özel günleri kutlamak veya değerlendirmek islamın temel vecibeleri arasında değildir. Haklarında hadisler olsa bile onlar genel gereklilik değil peygamber efendimizin tavsiyeleridir.

Kandil günlerinin değerlendirilmeleri bile İslam dininin temel vecibeleri arasında değilken, şimdi yeni icad edilen kutlu doğum haftası bütün halkı etkileyip kesin gerekli hale getirildiği için kesin olarak bidat halini almıştır. Amaç peygamberimizi tanıtma amaçlı bilgilendirme haftası olsa o şekilde sınırlı kalsa tamam ama haftaya kutsallık atfediliyor, insanlar daha da ileri götürüp kandil günlerindenmiş gibi aynı kefeye koyuyor. Böyle bir hale gelmiş olduğu için bidattir

611
0
0
Yorum Yaz